Ressam Caner Kemahlıoğlu yeni tarzını konuşturacağı bir esere imza attı. Yeni serisinin ilk eserinde nostaljik dokunuşları özgür bir hisle çağdaş kurguda yansıtması ve yaşatabilmesi ile ön plana çıkan eseri, şarkılarını yakından takip edip dinlediği Zerrin Özer temasını içeriyor.
Zerrin Özer’in de sanat hayatında ellinci yılını kutluyor olması ve listelerde en çok dinlenen şarkıları Ressam Kemahlıoğlu’na ilham verdi. Özellikle son dönem resimlerinin alt yapısını da hazırladığı döneme denk gelişi, sanatçının ifade biçimlerinde derinleşmesine, tuval karşısında deneysel bir cesaret ve içeriden beslenen bir estetik tutarlılık geliştirmesine zemin hazırladı.
Sanatçının deyimiyle kariyerinin profesyonel ve stresli süreçlerinden geçerken hem ‘Zerrin’ isimli yeni eseri ile açmak istediği yeni kapıları, peşinden koşmak istediği yeni hedeflerin eseri oldu. Zerrin Özer’in sesinden ‘Her Şey Seninle Güzel’ şarkısı ilham oldu. Bu eserle beraber ilkini tamamlamış olduğu yeni serisinde hikayesi, nostaljik anıları ve daha fazlasına yer verdiği eskiden çalışmaya karar verip cesaretini yeni topladığı ikinci çalışmasına ise hayatında duygusal yere sahip o isim Kifaye Alıcı’yı (anneannesi) resmetmek için de tuval başına geçti.
Zerrin “Manifesto”
Caner Kemahlıoğlu son dönem resimlerinde nostaljik geçmişi ağırlığıyla ve ruhuyla taşıyan portre ve hikayelerini resmediyor. Bu resimde Caner Kemahlıoğlu izleyiciyi Zerrin Özer’in “Ne Halin Varsa Gör” adlı klibinin taht ve masa alanını kadraja alıp içerisine sürüklüyor. Resimde başrolde Zerrin Özer’i keyif dolu bir anıyla göze çarpıyor. Zerrin Özer’in ellinci sanat yılına ithafen üretilen Zerrin adlı bu eser, sadece bir resim değil; kolektif hafızada yer etmiş bir sanatçının içsel yolculuğuna açılan görsel bir miras olma niteliği taşıyor.
Zerrin Özer’in “Ne Halin Varsa Gör” adlı eserinden ilhamla şekillenen bu resim, sanatçının yarım asırlık kariyerinin duygusal ve düşünsel kırılma anlarına incelikli göndermeler barındırıyor. Yalnızlık, direnç, özgürlük ve sahne ışıkları altında geçen yıllar; yağlıboyanın kalıcı, ağırbaşlı diliyle yüzeye taşınıyor. Sanatçının tercih ettiği tonsürton renk paleti, bilhassa geçmişin silikleşmeyen izlerini çağrıştırıyor.
Bu eser, çağdaş sanatın disiplinlerarası doğası içinde sanatçının teknik, kavramsal ve anlatısal zirve noktasını temsil ediyor. “Zerrin”, sadece bir portre değil, bir dönemin hissi, bir kültürel ikonun derinleşmiş izi niteliğinde. Müzik ve resim, bu tabloda aynı zeminde buluşarak fırçanın bıraktığı iz, şarkının son notasına karışıyor. Yine günümüz çağdaş sanat pratiğinde, figüratif temsilden çok, duygunun ve hafızanın izini süren eserlerin öne çıktığı bir dönemde Zerrin, bireysel yaşam anlatılarının evrensel dilini yeniden tanımlayan niteliğini taşıyor. Biyografik bir figür üzerinden kolektif belleğe seslenen bu eser, güncel sanatın anlatı biçimleriyle geçmişe estetik bir ağıt yakarken, sanatçının kişisel hafızasını kültürel bir sembole dönüştürüyor.



